Çoğumuzun hayat koşulları, iş koşulları veya hayatımızı ele geçirmiş sosyal medya, internet başında geçirdiğimiz saatlerden sonra kitap okumayı bir kenara bıraktık. Kendimize hep bir bahane ürettik; zamanımızın olmadığı, çok çalıştığımızı ya da kitapları bitiremediğimizi. Fakat kitaplar hep bizim hayatımıza yön veren bizi farklı insanların perspektiflerinden düşünmemizi, hayat etmemizi sağladı. Gitmediğimiz görmediğimiz yerlere farklı dünyalara açılan kapılarımız oldu kitaplar ama biz onları bir köşeye bıraktık.

Tüm bahanelerimizi bir kenara bırakıp otobüste, ders arasında veya sıcak bir kahveyi yudumlarken bir oturuşta okuyabileceğiniz kitapları bir araya getirdik.

1-Satranç, Stefan Zweig (72 sayfa)

Stefan Zweig, çok geniş bir psikoloji birikimini eserlerinde bütünüyle kullanmış ender yazarlardandır. Onun dünya edebiyatında bir biyografi yazarı olarak kazandığı haklı ünün temelinde de bu özelliği, yani yazarlığının yanı sıra çok usta bir psikolog olması yatar.

Satranç, Zweig’ın psikolojik birikimini bütünüyle devreye soktuğu bir öyküdür ve bu öykünün baş kişileri, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir.

Zweig ölümünden hemen önce tamamladığı birkaç düzyazı metinden biri olan Satranç’ı kaleme aldığı sırada, karısı Lotte Zweig ile birlikte göç ettiği Brezilya’da yaşamaktaydı. Satranç’ta da, olay yeri olarak New York’dan Buenos Aires’e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Bu gemide tamamen rastlantı sonucu karşılaşan üç kişi: yeni dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve bir zamanlar çok usta bir satranç oyuncusu olan, ama hayli zamandır satrançtan uzak kalmış bulunan Dr. B., öykünün kahramanlarıdır.

 

2- Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupery (112 sayfa)

Milyonların severek okuduğu ve üzerinde yazar hakkında birçok teori ortaya atılan “Küçük Prens” in konusuna şöyle bir bakalım.

Yazarın uçağı bozulur ve Sahra Çölüne iniş yapmak zorunda kalır. Çölde Küçük Prens ile karşılaşır. Küçük Prens yazara yaşadığı yeri, yaşadığı maceraları anlatmaya başlar. O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir. Gezegeninde çok sevdiği güle özenle bakar. Gülüne nasıl daha faydalı olabileceğinin yollarını araştırmak istediği için diğer gezegenleri gezmek zorunda kalmıştır.

Kralın gezegeninde otorite tutkusunu, sanatçının gezegeninde kendini beğenmişliği, sarhoşun gezegeninde saplantıyı, işadamının gezegeninde amaçsız sahip olma tutkusunu, fenercinin gezegeninde öğrenmeden, değişmeden emir yerine getirmeyi coğrafyacının gezegeninde elitizmi görür. Hepsinden mutsuz ayrılır. Son gezegen ise dünyadır. Dünya, diğerlerinden farklı olarak büyük ve kalabalık bir gezegendir. insanların kendi değerlerinden daha çok giysileriyle anlam ve değer kazandıkları bir yerdir.

 

3- Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (128 sayfa)

Kadın hareketinin elden düşürmediği önemli kitaplardan “Kendine Ait Bir Oda” ya bir göz atalım.

Erkeklerin kadınlara bıkıp usanmadan tekrarladıkları ‘ezeli’ ve de ‘ezici’ bir soru vardır: “Bizler kadar düşünme yeteneğiniz olduğunu ileri sürüyorsunuz. Madem öyle, neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?” İşte Virginia Woolf bu ‘yakıcı’ soruya, tarihsel ilişkilerin kökenine inip kütüphane raflarında şöyle bir gezindikten ve de kısa bir kadın edebiyatı tarihçesi çıkardıktan sonra esaslı bir yanıt getiriyor. Ve şöyle sesleniyor kadınlara: “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..”

“Woolf, mantıkla olduğu kadar hayalle,  nükteyle olduğu kadar bilgiyle ve gerçek bir romancının hayalgücüyle.” The New York Times

 

4- Bir Sanatçı Gibi Araklayın, Austin Kleon (151 sayfa)

Teksas’ta yaşayan genç bir yazar ve sanatçı olan Austin Kleon bu kitabı, yaratıcılığın nasıl bulunacağı konusunda oldukça ilham verici ve eğlenceli bir yapıya sahip.

Mesaj basit: “Bir deha olmana gerek yok, sadece kendin olmalısın.”

Kleon, kendi çıkarlarını takip etmeyi, nüfuzu benimsemeyi, fikirleri toplamayı ve onları remiks etmeyi önerir, çünkü dünyadaki hiçbir şey orijinal değildir.

 

5- Güzel Bir Hayat, J.K. Rowling (78 Sayfa)

Yazarın muhteşem eserlerinden biri 78 sayfa da bir hayat değiştirebilecek “Güzel Bir Hayat” ın konusunu inceleyelim yazarın güzel sözünden başlayarak.

“Dünyayı değiştirmek için büyüye ihtiyacımız yok; ihtiyacımız olan gücü zaten içimizde taşıyoruz.”

J.K. Rowling Harvard Üniversitesi’nde mezuniyet konuşması yapmaya davet edildiğinde, çok değerli bulduğu iki konunun üzerinde durmayı seçti: başarısızlığın faydaları ile hayal gücünün önemi. Başarısızlığa uğramayı göze almanın, klasik tüm başarı ölçütleri kadar, güzel bir hayat için elzem olduğunu; kendimizi başkalarının –özellikle bizden daha talihsiz olanların– yerine koymanın geliştirilmesi gereken benzersiz bir insani özellik olduğunu vurguladı.

Rowling’in paylaştığı hikâyeler ve genç mezunlara sorduğu kışkırtıcı sorular o günden beri birçok kişiyi “güzel bir hayat” yaşamanın ne anlama geldiğini düşünmeye teşvik etti. Rowling’in sözleri hayatlarının dönüm noktasında duran her yaştan insanı harekete geçmeye itiyor ya da onlara teselli sunuyor.

Risk alıp belki bu yolda başarısızlığa uğrayarak ve hayal gücümüzü kullanarak hayatın karşımıza çıkardığı fırsatlara daha açık olabileceğimizin altını çiziyor.

Yazar hakkında

Celal Şenberber

Celal, 26 Haziran 1997, İstanbul doğumlu. Çağ Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik bölümü öğrencisi. Hayatını tutkuları ve hedeflerinin peşinden giderek yaşıyor. Yazmak onun için parmaklarının arasında düşünmek.