Hayatımız boyunca gerek yaptığı reklamların, gerekse oyuncu kadrosunun etkisiyle birçok filme gidiyoruz. Bazen gitmeyi tercih etmiyor evimizde izliyoruz. Acaba bunların kaçı gerçekten bizde yaratması gereken etkiyi yaratıyor?

Bu listede çoğu insanın bilmediği ama size o yapması gereken etkinin hakkını veren filmleri paylaşacağız. Belki uzun gişeleri ve galaları yok bu filmlerin fakat çok sağlam bir alt yapısı ve içeriği var.

1. Yedinci Mühür

Bu film eğer sizi düşündürecek sorgulatacak bir film arıyorsanız ilk gitmeniz gereken yer. Filmdeki zaman kavramının aslında ne kadar büyük olduğunu anlıyorsunuz. Filmdeki şövalye bugünün askerlerinin savaştan dönmesi gibi savaştan dönüyor ve ortaçağda vebadan deliler gibi korkuyor, günümüzde insanların kanserden ölesiye korkması gibi. Yani diyebiliriz ki, filmin teması kuvvetli bir alegoridir. Uzunca bir düşünme seansını hak eden bu film eminiz ki seni de etkileyecek ve birkaç gün etkisinden çıkamayacaksın.

2. Büyük Lebowski

Zaten Coen Kardeşler’in sinema sektöründe ne derece başarılı olduğundan bahsetmemize gerek yok. Bu kanıtlanmış bir gerçek. Fakat bu film diğer filmlerinden ince bir çizgi ile ayrılıyor. Hepimizin izlemeye alıştığı Amerikan film kalıplarını tek hareketiyle yıkan, başta yavaş başlayıp filmin sonlarında insanları gülmekten kırıp geçiren bir film bu. Filmi izledikten sonra filmin müziklerine bir yerden erişip dinlemenizi öneririm. Neresinden tutsak muhteşem gelen bu film bizden size bir diğer öneri.

3. İhtiyarlara Yer Yok

Bir adet Coen Kardeşler’in bizi ağzımız açıkta bırakacak filminden alabilir miyim acaba? Gerçek anlamda sinemada bir çığır açmış olmaları yetmezmiş gibi farklı aksanların uyum içinde bir müzikale dönüştüğü uzun metraj filmler yaratıp bizi hayran bırakıyorlar. Bu filmle ilgili size tek bir şey söyleyeceğim, bu filmde oksijenin sanıldığı gibi sadece hayat veren bir gaz olmadığı alt metin olarak veriliyor. Ne dedin şimdi sen ne alaka diyorsanız, filmi açıp izleyin. Ha bir de unutmadan bir isyanım var; Javier Bardem sen de kaç yaşına geldin hala nedir bu oyunculuğunun sırrı?

4. Paramparça Aşklar ve Köpekler

Yabancı Film Oscar’ını kıl payı kaptıran, İstanbul Film Festivali’nde çığır açan bir filme geldi sıra. Her şeyin birbirine bağlı olduğuna inananlardan mısın, dünyadaki her şey birbirine bir iple bağlı mı diyorsun o zaman bu filmi izle ve her şeyin tesadüften ibaret olmadığını gör. İnanılmaz kurgusu ve Gael Garcia Bernal’ın genç yaşlarında olmasına rağmen usta oyunculuğu sizi büyüleyecek bizden garanti.

5. Barry Lyndon

Stanley Kubrick dünya sinemasına kendisini yeteri kadar kanıtlamış bir yönetmen. Bu filmini diğer usta filmlerden ayıran şeyleri 3 başlıkta toplayabiliriz : İçerik, Görsellik ve İşitsellik. Diğer Stanley Kubrick filmlerine göre daha az ünlenmiş fakat inanılmaz görselliği, müzikal bir şölen oluşu ve Stanley Kubrick’in imzasını taşıdığı bariz unsurlarıyla kendini fazlasıyla kanıtlamış bir film bu. Filmi izlemeye başladığınızda kendinize “ Bu filmden çıkarmam gereken şey ne? “ sorusunu sorabilirsiniz tabii ama filmin sonunda bu soruyu sorma ihtimalinize %0 diyoruz biz, neden mi? Ee filmi izlemeye gönderiyoruz sizi sevgilerle.

6. Annie Hall

Woody Allen biraz romantik biraz hayatın içinden duru ve yaşanılabilir hikayeli filmleriyle sektörde yerini almış, adını altın harflerle yazdırmış bir yönetmen. Bu filmini ise hayatının olgunluk döneminin başlangıcı olarak kabul ediyor. Yönetmenin saf korkularını, takıntılarını ve üzüntülerini seyirciden saklamadan paylaştığı bir film bu. Filmi izlediğinizde hissettiğiniz en büyük şey “Samimiyet”. Kurgusu, anlatımı, görsel anlatımı eşsiz. Diyaloglar ve replikler inanılmaz. Eğer izlemeyi düşünüyorsanız size bir bilgi daha vereyim, Woody önce bir cinayet filmi çekmek için yazmış senaryoyu sonra bir aşk filmine dönüşmüş. Eee biz size verdik mesajı filme derin anlam katmak sizde…

7. Tanrı Kent

İzlemesi çok da kolay olmayan bir film. Neden mi? Çünkü karakterler o kadar gerçekçi ki bazen bunların gerçek olmasını istemiyorsun da ondan. Karakterlerin hikayelerini anlatmak için sürekli ileri sarma kısımları olmasına rağmen kesinlikle sıkmayan asla filmden koparmayan bir yapıya sahip. Anlatılan hayatlar size eminiz tanıdık gelecek. Bir kült niteliğindeki bu filmi izleyin deriz biz. Ayrıca Brezilyalı arkadaşıma göre bu mahalle gerçekten de var ve hikayesi ise doğru. İnanıp inanmamak size kalmış.

8. Ateşböceklerinin Mezarı

Filmin adının ne denli değerli ve özel olduğunu ancak filmi izlediğinizde anlayabilirsiniz. Tamamen sizi en derinlerinizden etkileyecek bir anime. II. Dünya Savaşının kötü etkilerini, gerçek oyuncular olmadan çizerek anlatmak ve insanlara aynı etkiyi yapabilmek gerçekten büyük bir ustalık gerektiriyor. Isao Takahata zaten bunun ustası olmuş bize filmi izleyip göz yaşlarımızı tutamamak düşer.

9. Solaris

Tarkovsky’in Stanislaw Lem’in romanından uyarladığı filmi. Eğer benim gibi bir Tarkovsky aşığıysanız yine bir Stalker kadar sizi etkileyecek diyebilirim. Ağır ritimli olmasına rağmen gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgulardan. Film 170 dakika fakat eminim siz bitmesini istemeyeceksiniz. Tarkovsky’in gerçekten zaman ötesinde bir yönetmen olduğunu anlayacağınız ve Rus Sineması’na güzel bir giriş yapabileceğiniz bu film bizden size hediye olsun.

Belki bu filmlerden bazılarının adlarını hiç duymadınız, bazılarının ise duydunuz fakat izleyecek vakit bulamadınız. Hala hiçbir şey için geç değil. Bu filmler hem vizyonunuzu, hem perspektifinizi eminiz ki büyük ölçüde arttıracak. Belki de farklı bir siz için bu filmlerden bazı mesajlar almanız gerekiyordur. Bu sebeple ben bir şans verin derim.

Sevgiyle kalın.

Yazar hakkında

Bengi Özkılınç

Bengi, 24 Aralık 1997 doğumlu. Aslen İzmir'li fakat 15 seneyi aşkın süredir İstanbul'da yaşıyor. İstanbul Üniversitesi Eczacılık öğrencisi. Küçüklüğünden beri yazmayı çok seviyor. Kendi objektifini insanlarla paylaşabilmesi ona ilham veren şey.

Yorum yap