Dünya’nın en güzel turistik ülkelerinden biri olan İtalya. Binlerce yıllık tarihi bölgeleri, tarihi ve muhteşem mimarisi, harika köy ve kasabaları, sahilleri ve leziz mutfağı ile hepimizin hayallerinde yatıyor. Dokunduğunuz her yerde muhteşem hissedeceksiniz. Venedik’te kanallar arasında dolaşacağınız, Milano’da modaya doyup, Güney’de denizin keyfini çıkarabileceksiniz. Şimdi İtalya’da mutlaka görmeniz gereken 7 yere göz atalım.

 

Sorrento

Sorrento, İtalya’nın en güzel sahillerinin bulunduğu Güney İtalya’nın Amalfi Sahili kıyısında bulunan küçük ve şirin bir kasaba olmasıyla birlikte Amalfi kıyılarının merkezi ve en büyük kasabasıdır. Sorrento, ağ ve deniz arasında kalmıştır bu nedenle hem dağ havası hem deniz havası bir arada yaşamak mümkündür ve doğallığı, havası ve popülaritesi de bu nedenle artmıştır. Aslında yalnız doğal güzellikleriyle değil tarih bakımından da Sorrento, İtalya için önemli bir yere sahiptir. Yunan uygarlığı, Roma uygarlığı ve daha birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Sorrento, bu uygarlıkların izlerinide hala taşımaktadır.

 

Venedik

Venedik dünyanın en ilginç şehirlerinden biri. İtalya’nın en turistik şehirlerinden olan bu şehir bir lagünde bulunuyor. Tarihi boyunca şekil değiştirse de Venedik romantik havasından hiçbir şey kaybetmemiştir. İlk bakışta küçük bir yer gibi görünmese de Venedik farklı belediyelerden oluşan büyük bir kenttir. Bu yerleşimlerden en ünlüsü 118 adadan oluşan Sestieri bölgesidir.

Su üstünde yüzer gibi görünen bu şehir kanalları, gondolları ve romantik turları ile dünyanın en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Venedik’te araç trafiği yoktur. Her türlü ulaşım kanallar yoluyla sağlanır. Şehri özel kılan belki de en temel unsur budur. Venedik ayrıca bir sanat ve kültür şehridir. Özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda meydana getirilen eserler Venedik’i Venedik yapmıştır. Özellikle Rönesans dönemi etkileri şehrin hemen her noktasında görülür. Venedik ziyaretçilerine birçok Avrupa kentinden farklı bir ortam sunan bir İtalyan şehridir.

Milano

İtalya’nın kuzeyinde yer alan Milano şehri için vurgulanacak pek çok söz mevcut. Sanat, tasarım, ticaret, moda, eğitim, gösteri dünyası ve turizmin başkenti olan Milano, sokaklarında gezerken hem tarihi hem de modern dünyayı birarada soluyabileceğiniz bir yaşam tarzına sahip.

Milano mimari ve tarih açısından daha ilk bakışta pek çok şey vaad ediyor: Şehrin merkezinde dünyanın en büyük Gotik tarzdaki katedrali olan Duomo di Milano, dünyanın eski alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuele II ve dünyanın en büyük tiyatro binalarından La Scala yer alıyor. Hava sıcaklıklarının da elverişli olması, burayı yılın her döneminde ziyaret edilebilecek bir yer haline getiriyor.

 

Como Gölü

Como Gölü, Güneybatıdaki Como’dan ve Güneydoğudaki Lecoo’dan başlayan, kuzeyde Colico’da birleşen ters “Y” şeklini almış bir göldür. Gölün güney ucundaki “bacaklar”ın ilk birkaç kilometresi nispeten yassıdır, ancak Como Gölü, kuzeye doğru Alpler’e doğru ilerlediğinizde daha da dağlık hale gelmektedir.

 

Como Gölü’ne 10’dan fazla farklı kasabanın kıyısı bulunmaktadır. Como, Tremezzo, Menaggio, Nesso, Bellagio, Varenna, Colico, Lecco, Bellano ve Griante. Bu kasabaların her biri Como Gölü’nün eşsiz doğasını ve lüks dokusunu oluşturan özellikler içeriyor. Bu kasabalara, taksi ile ya da daha sık yapılan şekliyle, tekne ile ulaşmak mümkün. Bazı duraklar tekstil ürünleri ve tasarım kıyafetler için çekiciyken, bazıları Como Gölü kenarında ki muhteşem restoranlarıyla dikkat çekiyor.

 

Floransa

Birçoklarınca “Gerçek İtalya” şeklinde tasvir edilen ve bir “açık hava heykel müzesi” ni andıran Floransa’nın namını bilmeyen yoktur. İnsanın aklını başından alan yüzlerce tarihi yapıyı, Rönesans’ın canlı kanıtı niteliğindeki sanat eserlerini ve şehri ikiye bölen Arno Nehri’nin büyüleyici güzelliğini gördükten sonra Floransa’ya tekrar tekrar gelmek isteyeceksiniz.

 

Pienza

Güneşin “bal rengi” ışıkları ile unutulmaz bir silüete bürünen Toskana, İtalya’nın, hatta dünyanın en karakteristik bölgelerinden biri kuşkusuz! Uçsuz bucaksız bağları, yeşilin onlarca tonuyla; üç boyutlu bir resim etkisi uyandıran tepeleri ve eşsiz mutfak kültürü ve  Toskana, ziyaret eden herkesi kendine hayran bırakıyor. Bağları ve yemyeşil arazilere sahip kırsal bölgeler kadar, Ortaçağ Mimarisi’nin tipik örneklerini barındıran küçük Toskana kasabaları da görülmeye değer. Bu kasabaların en güzellerinden biri ise kesinlikle Pienza.

 

Roma

Neredeyse “tarihin yazıldığı yer” şeklinde tanımlanabilecek bir şehir  Roma. Sokaklarında gezerken, bastığınız her taşın hikayesini düşündüren; modern hayatın doğuşuna tanıklık eden Roma, gezginleri kendine aşık ediyor. Sokaklarında kaybolup, “galeteria” ve “trattoria”larında kendinizi bir gurme gibi hissedeceğiniz; bir yandan tarihi eserler karşısında büyülendiğiniz bu şehir, meraklılarını bekliyor.

Yazar hakkında

Celal Şenberber

Celal, 26 Haziran 1997, İstanbul doğumlu. Çağ Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik bölümü öğrencisi. Hayatını tutkuları ve hedeflerinin peşinden giderek yaşıyor. Yazmak onun için parmaklarının arasında düşünmek.