Hayatımız Boyunca Duyduğumuz Ama Aslında Gerçek Olmayan 6 Mit

Çin seddi uzaydan çıplak gözle bakıldığına gözükmez.

Bilimsel bir gerçek var ki, Uzaydan Dünya’ya baktığınızda çıplak gözle görebileceğiniz şeyler karalar, denizler, bulutlar, iklimsel olaylar ve benzeridir. Bunun yanında eğer ki Dünya’da gece yaşanan bir tarafa bakıyorsanız, büyük şehirlerin ışıklarını da görmeniz mümkün. Ancak insan yapımı hiçbir yapıt, uzaydan görülecek kadar devasa değildir.

1990’lı yıllarda Dünya yörüngesinde dönen bir uzay aracında görev yapmış olan NASA astronotu Jeffrey Hoffman ise kendisine yöneltilen sorulara şöyle cevap veriyor: ‘’Uzayda çok uzun zaman geçirdim ve bu süre içinde Dünya’ya pek çok kez bakma fırsatım oldu. Hatta Çin’in üzerinden geçerken ayrı bir dikkatle inceledim fakat Çin Seddi’ni bir defa dahi görmedim. “

Sahra Çölü, dünyanın en büyük çölü değildir.

Sahra çölü 8,6 milyon kilometrekareden oluşurken, Antarktika 14,2 milyon kilometrekareden oluşuyor. Birçok kişi için, Güney Kutbu’ndaki dev buz parçasını çöl kabul etmek çok zor. Ancak dünyanın en büyük ve en az yağış alan çöllerinden biri Antarktika. Senede ortalama 50 milimetre yağış alan çölün yüzde 99’u buzuldan oluşuyor.

Pisa Kulesi yamuk yapılmamıştır.

İtalyanların bu ünlü çan kulesi aslında dik olarak tasarlanmış. Kulenin eğikliği üzerine pek çok araştırma yapılmıştır. Uzmanlar sebepleri konusunda pek çok fikre sahiptir. 20. yüzyılda yapılan incelemeler bu eğikliğin kule inşa edildikten sonra ortaya çıktığını göstermektedir. Yapıldığı tarih olan 1173 yılından itibaren temeldeki yumuşak zemin sebebiyle güneye doğru kaymaya başlamış.

Tüm kelebeklerin ömrü 1 gün değildir.

Pek çok kimse kelebeklerin yalnız 1 gün yaşadığını sanır. Bu yanlış bir bilgidir. Çünkü göçmen kelebeklerin, örneğin sultanların 6-12 aylık ömürleri vardır. Ancak bakır kelebekleri ve küçük mavi kelebeklerden diğer bazıları ise gerçekten birkaç gün yaşarlar.

Einstein matematik dersinde başarısız değildi.

Bu, hemen herkesin inandığı yanlış bir bilgidir. Bu bilginin çıkış yeri ise 1935 yılında yayımlanan bir makaleye dayanır. Matematik derslerinde başarısız olan pek çok öğrenci bu hikayeden ilham alarak kendileri için de bir umut olduğunu düşünseler de, gerçekte olan Einstein henüz daha çok küçükken dehasını kanıtlamış olması.

Beynimizin %10’unu kullanmıyoruz.

Nörologlar manyetik rezonans görüntüleme ya da MRI denen teknikle, insan bir şey düşünürken ya da yaparken beynin hangi bölümlerinin harekete geçtiğini gözlemleyebiliyor.

Claudia Hammond’un BBC Türkçe’de yayımlanan haberinde şu bilgiler yer alıyor, yumruğumuzu sıkıp gevşetmek gibi basit bir hareket ya da birkaç kelime söylemek bile beynin yüzde 10’undan daha büyük bir bölümünün harekete geçmesini gerektiriyor. Hiçbir şey yapmadığımızı sandığımız anda bile beynimiz oldukça meşguldür; nefes alma ve kalp atışı gibi fonksiyonları kontrol ediyor ya da yapılacak işler listesini hafızaya alıyordur.