Hayatımızda kaç tane galeri, sanat sergisi gezmişizdir ? Bazılarımız için sayı oldukça fazla, bazılarımız için ise azdır. Fakat burada düşünmemiz gereken şey şudur ki o sergiyi gezerken eseri süzüp bir sonrakine geçmek dışında ne yaptık? Sanatçılar eserlerinde vermek istedikleri mesajları saklayarak, bulabilenlere çokça anlam ifade edebilmeyi, farklı boyutlar katabilmeyi amaçlar. Böyle yaparak sanatlarını icra edebildiklerini düşünürler. Bazılarımız ise o tabloları süzüp geçtiğimiz için asla “bulabilenler” arasına giremeyiz.

Şimdi sizlerle içinde gizledikleri anlamları ile bizleri etkileyen 10 değerli tabloyu paylaşacağız.

1-) Arnolfini’nin Evlenmesi – Jan Van Eyck / Hollanda

Bu tabloya baktığımızda belki bize çok fazla şey ifade etmediğini düşünürüz. Sanki anı resmetmiş bir ressamın eserinden başka bir şey değildir. Fakat bu bizi yanıltmamalıdır. Çünkü bu tablo bir evlilik cüzdanı niteliğindedir. Ayrıca en önemli detayı resimde kurnazca gizlenmiş aynadır. Aynaya dikkatlice baktığımızda Jan Van Eyck’i görürüz. Ben de buradaydım dercesine ressam aynanın içerisinde bu evliliğe tanıklık ettiğini göstermek istemiştir. Dikkatli bir göz olmak hayat kurtarır bizden söylemesi.

2-) Adem’in Yaratılışı –Michelangelo Buonarroti / İtalya

Michelangelo en ünlü heykeltıraşlardan biridir fakat adından söz ettiren büstleri kadar kendinden söz ettirmiş bir tablosu var sırada. İddia ediyoruz bu tablo bir şekilde önünüze gelmiştir. Dedik ya çokça ünlü bir tablo. Fakat kaçımız sanatçının burada ne demek istediğini araştırdı, düşündü veyahut tartıştı orası muallak. Biz sizler için söyleyelim, Adem ile Tanrı’nın hikayesini konu alır bu eser. Birbirlerine bir parmak ucu kadar yakın fakat bir o kadar da uzak olmalarını resmeder. Birbirlerine değdi değecek işaret parmakları ise Adem’in Tanrı’nın suretinden yaratıldığını vurgular. Vay be, iki işaret parmağı ile neler neler anlatmışsın koca Michelangelo.

3-) Çığlık –Edvard Munch / Norveç

Çevrelerce yapılan büyük bir hatadan bahsederek sanatçımıza bir açıklık getirelim öncelikle. Gerek renk skalası gerekse tarzından dolayı bu eser ünlü ressam Van Gogh’un sanılır hep. Fakat bu canımız Norveçli Edvard Munch’umuzun eseridir karışıklık olmasın. Üzerine filmler yapılmış hepimizin aklına kazınmış bu resme bakınca aklımıza bir sürü şey gelebilir. Gelmelidir de. Fakat sanatçımız için verilmek istenen mesaj doğanın çığlığıdır. Her çizgisinin bir anlamı vardır anlamak için derinlik gözlüklerimizi takmamız gerekir. Bir cümle ile toparlamak gerekir ise, gün batımında tırabzanlara yaslanmış insanın doğanın sesini duyduğu andaki duygularını ifade eder. Doğanın sesini duyduğunda ise neden çığlık attığı ise yorumlaması bize bırakılmış bir soru.

4-) Öpücük –Gustav Klimt / Avusturya

Benim en sevdiğim sanatçılardan olan Gustav Klimt bu eserinde bizleri büyüler adeta. Kadın ve erkek figürünü tarzı ile ifade eder ve yorumlamasını bize bırakır. Klimt’in eserlerinde dekoratif şekillerden ve çizgilerden vazgeçemediği görülür. Kadın ve erkeğin dünyasındaki farklılığa dikkat çeker. Kadın figürünü çiçekler arasında bir ilkbahar anı gibi resmederken, erkek figürünü sert çizgiler ve geometrik şekillerle yansıtır. Sanatçıya göre kadın ne kadar kırılgan ve yumuşaksa, erkek bir o kadar sert ve nettir. Sizler için öyle mi peki? Bu sorunun cevabını öğrenmek için bu esere bir göz gezdirin derim ben.

5-) Belleğin Azmi –Salvador Dali / İspanya

Delirmeden sanatçı olunamaz. Bu sözüme kaçınız katılırsınız bilmem fakat bu sözümü destekleyen en büyük isimlerden biridir Salvador Dali. İster eskizleri ister yağlı boyaları insanın hayal gücünü inanılmaz oranda aşmaya zorlar. Böylesine bir tabloyu yaparken esinlendiği şeyin eriyen bir Camembert peyniri olduğunu kaçımız tahmin edebiliriz ki? Eser değişmez ve katı olan zaman anlayışına bir protesto niteliğindedir. Şimdi küçük bir beyin fırtınasıyla etkilenmeye ne dersiniz? Zamanı bükebileceğini düşünen Albert ve Salvador ne kadar da aynı şeyden bahsediyor değil mi? Tablolara sadece bakmamamız gerektiğinin en büyük kanıtı bu soruyu okuduğunuzda kendinize verdiğiniz “A-aa gerçekten de ya” cevabı.

6-) Gece Kuşları –Edward Hopper / ABD

Geldik 6 numaraya. Başlığımıza en çok hitap eden eserlerden biri bu. Neden mi? Tabloya baktığınızda günlük Amerikan barlarından birini gördüğünüzü ve olan manzarayı yansıtmış bir sanatçı olarak düşünürsünüz Hopper’ı. Fakat durum bundan çok çok ötededir. Tabloda Amerikan hayatının yalnızlığı anlatılır. Birbirine yakın oturan fakat konuşmayan insan figürleri dikkat çeker. Bu aralarındaki kopukluk dönemin insanının karamsar ruhunun yansımadır aslında. Garsonun başındaki denizci şapkası Pearl Harbour saldırısına bir göndermedir. İştee sen bu esere bakar “Eee ne var bunda, normal filmlerde gördüğümüz bir Amerikan barı?” dersin fakat sanatçı bir resimde bir sürü şey anlatır. Çabuk karar vermemek lazım.

7-) Guernica –Pablo Picasso / İspanya

Pablo Picasso yarattığı kübist eserlerle döneminin sanat anlayışını yıkıp geçer. Üstat bu eserinde İspanya İç Savaşı sırasında Nazi Almanyası’na ait 28 bombardıman uçağının 26 Nisan 1937’de İspanya’daki Guernica şehrini bombalamasını anlatır. Bu bombalama sonrasında birçok insan ölmüş ve yaralanmıştır. Tablo zamanla savaş karşıtı eylemlerin sembolleri haline gelmiş. Barışın sembolünün bir sanat eseri olmasından daha güzel bir mesaj verilebilir miydi bilmiyorum gerçekten.

8-)Atina Okulu –Raffaello Sanzio / İtalya

Sanzio’nun bu eşsiz tablosuna baktığımızda gördüğümüz tek şey mermer merdivenler üzerindeki insanlar olabilir belki fakat bu kadar ünlü olmuş bu tabloda hiçbir mesaj olmadığını düşünmek saçmalık olacaktır. Hafifçe gözlerinizi kısıp tabloya odaklandığınızda tabloda Aristo, Sokrates ve Eflatun’u göreceksiniz. İdealar dünyasından tutun mutlak düşünceye kadar felsefenin temelini oluşturan bu atılımların tüm argümanlarını içerisinde bulundurur bu tablo. Nerede mi bulundurur karakterlere tek tek göz gezdirmenizi öneririz biz.

9-) Siyah Kare –Kazimir Malevich / Rusya

Tabloya baktığınız ilk anda kafanızda bir şey uyanmaması normal. Fakat tabloyu bana sevdiren kısmı her baktığımda farklı bir anlam çıkarabilmek olmuştu. Sizlere belli bir düşünce tabanı oluşturması adına Malevich için siyah kare sezgi, beyaz alan da onun ötesindeki boşluktur. Tabloda biçim aranmamıştır ve tamamen sizi büyük bir düşünce havuzuna bırakır. Bu tabloyu önünüze açıp arkada güzel akıcı bir müzik ile düşüncelere dalmanızı feci bir şekilde öneriyoruz.

10-) Vazoda 12 Ay Çiçeği –Vincent Van Gogh / Hollanda

Bu tablo üzerinde düşünme hikayemi sizinle paylaşmak isterim. Twitter’da takip ettiğim bir hesap bu tablonun resmini atmıştı ve “Bu tabloyu döneminin en iyi sanat eserlerinden biri yapan nedir sizce?” yazmıştı. Altındaki yorumları okuduğumda insanların söylediği tek şeyler eserin sanat değerinin olmadığı, çizilen ay çiçeği figürünü daha iyi resmeden fakat ünlenememiş birçok sanatçı olduğu ve bu eserin ünlenmesinin tek sebebinin Van Gogh tarafından yapılmış olmasıydı. Bu eserin bu kadar ünlenmesinin tek sebebinin bu olmadığını düşündüm kendimce ve küçük bir araştırma yaptım. Bulduğum şeyler bana yanılmadığımı gösterdi. Bu eser tamamen sanatçının iç dünyasının tuvale yansımasıydı. Renklerin seçimi, çiçeklerin silikliği ve özensizliği… Akıcı fırça darbeleri soluk fonun üzerindeydi. Buradan çıkaracak birçok anlam vardı benim için. Sizler için ne anlam çıkarıyor peki? Tabloya bir göz gezdirin! Sizi temin ederim ki bulduğum anlam bu eseri özel kılan tek şeyin Van Gogh tarafından yapılmış olması olmadığını kanıtlar nitelikte.

Sizlerle 10 adet değerli tablo ve saklı anlamlarını paylaştık. Vermek istediğimiz mesaj ise oldukça netti bizim için. Saklı güzellikleri, duyguları ve birçok şeyi bulmanın verdiği haz. Bir sanatçının en büyük amaçlarından birini gerçekleştirmenin verdiği tatmin. Umarım sizler de sadece sanat eserlerinde değil hayatta da meraklı, sorgulayıcı olur ; hiçbir şeyin göründüğü kadar düz ve sıradan olmayacağı düşüncesiyle bezeli bir tutkuyla yaşarsınız.

Sevgiyle kalın.

 

Yazar hakkında

Bengi Özkılınç

Bengi, 24 Aralık 1997 doğumlu. Aslen İzmir'li fakat 15 seneyi aşkın süredir İstanbul'da yaşıyor. İstanbul Üniversitesi Eczacılık öğrencisi. Küçüklüğünden beri yazmayı çok seviyor. Kendi objektifini insanlarla paylaşabilmesi ona ilham veren şey.